Büyükelçinin Mesajı

2018 ile birlikte Türkiye için ilk yirmi kurucusundan biri olduğu UNESCO’da yeni bir dönem başlamıştır. 8 Kasım 2017 günü yapılan Birinci Grup’tan katıldığı seçimlerde Finlandiya ve Portekiz’le birlikte 12 yıl aradan sonra UNESCO’nun en üst icra organı olan Yürütme Kurulu’na yüksek oyla seçilen Türkiye, BM’nin Eğitim, Bilim, Kültür ve İletişim örgütü durumundaki UNESCO’nun hoşgörüsüzlük ve çatışmaların arttığı bu dönemde çok daha fazla önem kazanmış olduğunun farkındalığı içindedir. Kendisine tevcih edilmiş bulunan oyların, aynı zamanda yüksek beklentilerin de ifadesi olduğunu, bu durumun ise yeni bir sorumluluk anlayışını öne sürdüğünü bilmektedir. İşte bu yeni sorumlulukların gereği olarak üzerimize düşecek tüm hususları kararlılıkla yerine getirmeye hazırlandığımız bir döneme adım atmış bulunuyoruz. Bu yeni dönemde, Türkiye’nin UNESCO içindeki etkinliği çeşitlendirilerek arttırılacak, örgütün faaliyetlerine erişimimiz güçlendirilecektir.

Kuşkusuz, ülkemiz en geniş anlamda dahil olduğu ve haklı olarak medeniyetlerin beşiği; insanlığın kavşak noktası olarak tanımlanmış bu eski coğrafyada modernite ve gelişmenin bayraktarlığını yaptığının bilincinde olduğu kadar, kadim insanî gelenekleri tevarüs etmiş; eşsiz kültürel derinlikleri olan İmparatorlukların mirasçısı olarak insanlığın medeniyet yürüyüşünde müstesna bir yere sahip olduğunu da en önemli bir mülahaza saymaktadır. Gerçekten, çok özel ve derinden gelen geleneklerin, belli başlı tarihi miras alanlarının sahibi olan Türkiye, bu zenginliğin gelecek nesillere olduğu gibi devredilmesi hususunda son derece mühim bir misyonu yerine getirmekte olduğunu da göz önünden ayırmamaktadır. UNESCO’da izleyeceğimiz etkinlik stratejisi bu evrensel ilkeler ışığında belirlenmektedir.

Türkiye, dünyadaki kültürlerin karşılıklı saygı esasında çeşitliliğinin idame ettirilmesini ve karşılıklı zenginleşmeye yol açmasını; herkesin en iyi eğitim şartlarına kavuşturulmasını günümüzde iyice beliren tehdit türleri karşısında en kuvvetli bir panzehir saymaktadır. Bu anlayışla, ülkemiz önümüzdeki dönemde UNESCO’nun aslî vazifelerini yerine getirirken daha görünür, daha etkin ve kendisine en ihtiyaç duyulan köşelerde daha etkili bir Örgüt olabilmesi yolundaki gayretleri, bir Kurucu Üye sıfatıyla destekleyecek, Eğitim; Barış Kültürü’nün güçlendirilmesi yolunda köktencilikle mücadele ve müthiş bir süratle gelişmeye devam eden teknolojinin insanî vasıflarımızı tehdit eder hale gelmemesi, değerlerimizin erimesine yol açmaması kaygısıyla sosyal bilimlerin desteklenmesi hedeflerinde özellikle aktif olacaktır. Keza bu aslî değerlerin beşiği iken çok fazlasıyla ticarî bir meta gibi görülmeye başlanmış spor alanında daha etik ve öz değerlere bağlı bir anlayışın geliştirilmesinde de öncü bir role doğru ilerlenmeye çalışılacaktır. Türkiye, En Az Gelişmiş Ülkeler ve Küçük Ada Devletleri’ne yönelik olarak sürdürdüğü yardımları; bu ülkelerin temel haklarının gözetilmesine yönelik genel yaklaşımını UNESCO sathında da yayacak, kendisine gösterilmiş olan teveccühü daha da güçlendirerek kalıcı kılacaktır.

Ahmet Altay Cengizer

Büyükelçi, Daimi Temsilci